Ağrı: Nedir ve Nasıl oluşur?

Ağrıdan yakındığımız çoğu zaman acısız bir hayatı hayal etmişizdir. Zonklayan baş ağrısı yok. İğrenç güneş yanığı yok. Ağrıyan eklem yok. Kulağa hoş geliyor değil mi? Beraber tekrar düşünelim.

Bazı insanlar az önce düşlediğimiz hayalin içinde doğuyorlar. Maalesef onlar için bu durum hoş bir nitelik taşımıyor. Sancılı bir süreç olsa da, hissettiğimiz acı ve ağrı bizi koruyor. Bu durumu şöyle inceleyelim, çocukluğunuzda yanan sobaya temas etmişliğiniz ve belki de oluşan korku hissiyle ağladığınız zamanlar olmuştur. Bu his, tehlikeli hatta ölümcül olabilecek bir yanık almamanıza yardımcı olur. Kırık bir ayağın zonklaması size iyileşene kadar ayağınıza baskı yapmamanızı söyler, böylece daha fazla zarar vermezsiniz. Yani ağrı sinyalleri olmadan bu durumlarda başımız belaya girmiş olabilirdi.

Peki, bahsettiğimiz ağrı sinyalleri nasıl oluşuyor?

  • Beynin acı hissettiğini nereden biliyor? 
  • Tüyün yumuşak dokunuşu ile iğne batması arasındaki farkı nasıl anlıyor? 

Bu tür sorular zaman zaman aklınıza gelmiş olabilir, gelmediyse de bu aşamadan sonra sorgulama yapabilirsiniz. Cevaplara bakalım, farklı duyusal sinir lifleri farklı şeylere cevap verir ve duyumların nasıl yorumlandığını belirleyen farklı kimyasal tepkiler üretir. Bazı sinirler hafif dokunuşla ilişkili sinyaller gönderirken, diğerleri derin baskıya cevap verir.

  1. Vücudumuzda nosiseptör adı verilen özel ağrı reseptörleri bulunur ve bunlar, herhangi bir yaralanma olduğunda harekete geçer. Yani bahsettiğimiz iğne, ciltte ciddi bir tahribata yol açmasa bile doku hasarına neden olur. Her ağrı reseptörü sinir hücresinin bir ucunu (nöron) oluşturur. Omurilikteki diğer uca uzun bir sinir lifi veya akson ile bağlanır. Ağrı reseptörü aktive edildiğinde, sinir lifi üzerine bir elektrik sinyali gönderir.
  2. Sinir lifi, periferik bir sinir oluşturmak için başkalarıyla birlikte gelir. Elektriksel sinyal, boyundaki omuriliğe ulaşmak için periferik sinir içindeki nörondan geçer.
  3. Sırt kornası adı verilen omuriliğin bir alanında, elektrik sinyalleri kimyasal haberciler (nörotransmiterler) vasıtasıyla bir nörondan diğerine kavşaklar (sinapslar) boyunca iletilir. Sinyaller daha sonra beyne iletilir.
  4. Beyinde, sinyaller talamusa geçer. Oradan somatosensoriyel kortekse (fiziksel duyumdan sorumlu), ön korteks (düşünmeden sorumlu) ve limbik sisteme (duygular ile bağlantılı) gönderilir.

Sonuç, parmağınızda bir ağrı hissi hissetmenizdir, düşünün ‘Aa! Bu da neydi, acıdı?’ buna ek olarak acıya duygusal olarak tepki vermiş oldunuz; Örneğin, Sinirlenmiş veya korkmuş hissediyorsunuz.

Bunun haricinde, bilinçli olarak yaralanmadan haberdar olmadan önce bile istemsiz tepki vermiş olacaksınız. Parmağınızı delinerek meydana gelen ani şiddetli ağrılarda, omurilik içinde bir refleks yanıtı oluşur. Motor nöronlar devreye girer ve kolunuzun kasları büzülür ve elinizi keskin nesnelerden uzaklaştırır. Bu, bir saniyeden bile çok kısa bir sürede gerçekleşir – sinyal beyne iletilmeden önce – bu yüzden acıyı farketmiş olmasanız bile kolunuzu çekmiş olacaksınız.

Basit görünse de ağrıyı algılama süreci tek yönlü bir sistem olmadığı için karmaşıktır. Ağrı sadece sebep ve sonuçtan daha fazlasıdır. Sinir sisteminde olup biten her şeyden etkilenir. Ruh haliniz, geçmiş deneyimleriniz ve beklentileriniz, ağrının herhangi bir zamanda yorumlanma şeklini değiştirebilir. Bu kafa karıştırıcı olabilir, yorumlayacak olursak;

Hali hazırda sinirli bir durumda iken iğne batmasına vereceğiniz tepki farklı olacaktır ya da daha önce cam kesiğinden dolayı yara oluşmuş kolunuzla kırık cam parçasına temas ettiğinizde önceki deneyiminizden dolayı tepkiniz daha abartılı olacaktır.

Acı hissetmek sağlıklı olduğumuzun göstergesi olabilir, Sağlıkla kalın…

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir