Dünden Bugüne Nobel Ödüllü Kanser Çalışmaları

Bu yıl Nobel Tıp veya Fizyoloji ödülü “Negatif İmmün Regülasyonun İnhibisyonu ile Kanser Tedavisi” çalışmalarından dolayı James P. Allison ve Tasuku Honjo’ya verildi. Kanser dünyada en çok ölüme neden olan ikinci hastalıktır. Kanser yaygın olmasının yanında hastalar ve devletler için oldukça maliyetli bir hastalıktır.

Kanser araştırmalarına ayrılan bütçe, iş gücü ve yapılan akademik yayınların oldukça fazla olması hastalık tedavisi için geliştirilen yeni yöntemleri de beraberinde getirmektedir. Kanada’da yapılan bir çalışma 19-44 yaşları arasında 20.821 ve 45 yaş ve üzeri 178.797 hastanın verilerini içermektedir. Çalışma süresince maliyetlerdeki en büyük artış melanom, meme kanseri, kolorektal kanser, akciğer kanseri ve prostat kanserlerinde görüldü (p <0.05). Prostat ve akciğer kanserleri için, ortalama maliyetler % 50 arttı. Ortalama maliyetler meme kanseri ve kolorektal kanserlerinde iki katına çıkmıştır. Maliyet melanoma için üçe katlanmıştır. Hastane giderleri toplam maliyetlerin en büyük kısmını oluşturuyordu. Kemoterapi, radyoterapi ve evde bakım hizmetleri de tüm kanserler için artmıştır (1). Bu durum bir çok saygın kurum tarafından verilen ödüllerin yanı sıra Nobel ödüllerinin de kanser araştırmalarına verilmesini beraberinde getiriyor.

Bu yıl olduğu gibi kanser çalışmaları birçok defa Nobel ödülüne layık görülmüştür. 2016 Nobel Tıp ödülünü Yoshinori Ohsumi otofaji mekanizmasının keşfi ile almıştır. Otofaji, sitoplazmik bileşenlerin lizozomda bozulması için kullanılan genel bir terimdir. Yoshinori Ohsumi, Saccharomyces cerevisiae (ekmek mayası) ile otofajiye mekanizmasında rol alan genleri tanımlamıştır. Ardından sonuçların hücrelerimiz için de benzer olduğunu gösterdi.

Otofaji sistemindeki bozulmaların Parkinson Hastalığı ve Tip II şeker hastalığının ortaya çıkmasına sebep olabileceğine dair araştırmalar sürmektedir. Meme ve over (yumurtalık) kanseri gelişiminde rol oynayan BECN-1 gen mutasyonu nedeniyle bozulan otofaji, hastalığın oluş mekanizmasını ve dolayısıyla tedavi için hangi noktadan yola çıkılması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca merkezi sinir sisteminde hücre içi anormal protein birikimiyle karakterize bazı genetik hastalıkların temelinde otofajideki sorunlar yatmaktadır (2).

2015 Nobel Kimya ödülünü “DNA onarımının mekanistik çalışmaları” ile Tomas Lindahl, Paul Modrich ve Aziz Sancar almıştır. Ödül Kimya kategorisinde verilmiş olsa da İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, DNA onarımı üzerine yaptıkları çalışmaların ‘sadece nasıl çalıştığına dair bilgimizi derinleştirmediğini, aynı zamanda hayat kurtaran tedavilerin gelişimine yol açabileceğini’ söyledi. Böylelikle temel bilimlerin aslında birbiriyle ne kadar bağlantılı olduğunu görebiliyoruz (3).

Lindahl, Modrich ve Sancar hücrelerin hasar görmüş DNA’yı moleküler düzeyde nasıl tamir ettiğini ve genetik bilgiyi nasıl koruduğunu haritaladığı için ödüllendirildi. Çalışmaları canlı hücrenin nasıl işlediğine dair temel bilgiler ve yeni kanser tedavilerinin geliştirilmesini önemli detaylar içeriyor.

Tomas Lindahl DNA hasarını sürekli olarak engelleyen bir moleküler mekanizmayı, baz eksizyonu onarımınıAziz Sancar, DNA’nın UV hasarını onarmak için hücrelerin kullandığı nükleotid eksizyon onarımı mekanizmasını açıklamıştır. Bu onarım sistemindeki kusurlarla doğan insanlar güneş ışığına maruz kaldıklarında cilt kanseri geliştirirler. Hücre, diğer şeylerin yanı sıra, mutajenik maddelerin neden olduğu kusurları düzeltmek için nükleotid eksizyon onarımını da kullanmaktadır.

Paul Modrich, hücrenin hücre bölünmesi sırasında DNA kopyalandığında ortaya çıkan hataları nasıl düzelttiğini gösterdi. Yanlış eşleşme onarımı (mismatch repair), DNA çoğalması sırasında hata frekansını yaklaşık bin kat azaltıyor. Yanlış eşleşme onarımındaki defektlerin kalıtsal bir kolon kanseri varyantına neden olduğu bilinmektedir (4).

Kanser ile ilgili çalışmaların ödüllendirildiği bir diğer yıl 2008. İnsan hastalıklarına neden olan iki virüsün keşfi 2008 Nobel Tıp ödülünü 3 kişiye getirdi. Harald zur Hausen “serviks kanserine neden olan insan papilloma virüsleri (HPV)”, Françoise Barré-Sinoussi ve Luc Montagnier “insan immün yetmezlik virüsü (HIV)” 

Görsel Telif: The Nobel Prize in Physiology or Medicine 2008

Dünyadaki tüm kanserlerin % 5’inden fazlası HPV kaynaklı kalıcı enfeksiyondan kaynaklanmaktadır. HPV, en sık cinsel yolla bulaşan bir ajan olup, popülasyonun % 50-80’ini etkilemektedir. HPV’nin keşfi kadınlar arasında en yaygın ikinci kanser olan serviks kanserine karşı iki aşı geliştirilmesini sağladı.

AIDS’e neyin neden olduğunu bulmak için, Barré-Sinoussi ve Luc Montagnier hastalığın erken evrelerinde hastalardan toplanan şişmiş lenf düğümlerinden hücreler üretti. 1983’te, şimdi HIV olarak bilinen bir retrovirüsün parçacıklarını hücrelerden tomurcuklandılar. Bugün ise yaklaşık 33 milyon insan HIV ile enfektedir.

1990 Nobel Tıp ve Fizyoloji ödülü Joseph E. Murray ve E. Donnall Thomas’a “insan hastalıklarının tedavisinde organ ve hücre transplantasyonuyla ilgili keşiflerinden dolayı” ortaklaşa verildi. Joseph E. Murray, insanlarda organ nakli sonrası dokunun reddinin nasıl mümkün olabileceğini keşfetti ve E. Donnall Thomas, “greft-versus-host” (GVH) denilen bu şiddetli reaksiyonu azaltmayı başardı. Allojenik kök hücre naklinde, hastalar bağışçının kök hücreleri ile birlikte, t-lenfositlerini de almış olurlar. Bazen hastaya aktarılan bağışçının lenfositleri hastanın doku ve organlarını yabancı olarak algılayıp, onlara saldırabilir. Bu durumda hastanın organlarında hasara neden olan “graft versus host” ortaya çıkabilir. Ek olarak, Thomas intravenöz olarak infüze edilen kemik iliği hücrelerinin kemik iliğini nasıl yeniden üretebildiğini ve yeni kan hücreleri ürettiğini gösterdi.

Thomas, kemik iliği hücrelerini bir bireyden diğerine nakletmede başarılı oldu. Kemik iliği transplantasyonu, talasemi ve bağışıklık sistemi bozuklukları gibi lösemi ve aplastik anemi gibi ciddi kalıtsal bozuklukları tedavi edebilir.

FARMAKOLOJİNİN GÜCÜ

1988‘deki Nobel Tıp ve Fizyoloji ödülü, Sir James W. Black, Gertrude B. Elion ve George H. Hitchings’e “ilaç tedavisine ilişkin önemli keşifleri ve yeni bir dizi ilacın geliştirilmesine yol açan ilkeleri için” verildi.

Sir James W. Black, reseptör bloke edici ilaçların büyük farmakoterapötik potansiyelini fark etti ve 1964’te klinik olarak yararlı ilk beta reseptör blokajı olan propranololü geliştirdi. İlaç şu anda koroner kalp hastalıklarının (anjina pektoris, miyokardiyal enfarktüs) ve hipertansiyon tedavisinde kullanılmaktadır.

1945’ten beri birlikte çalışan Gertrude Elion ve George Hitchings, normal insan hücreleri, kanser hücreleri, protozoa, bakteri ve virüs arasındaki nükleik asit metabolizmasında farklılıklar gösterdiler. Bu farklılıklardan yararlanarak, normal insan hücrelerine zarar vermeden kanser hücrelerinde ve zararlı organizmalarda nükleik asit sentezini bloke eden bir dizi ilaç geliştirildi. Yıllar boyunca Elion ve Hitchings’in araştırma methodu çeşitli hastalıklara karşı yeni ilaçların geliştirilmesinin temelini oluşturmuştur.

1988 Nobel Fizyoloji veya Tıp dalında verilen ödüller, başta miyokardiyal iskemi (anjina pektoris), hipertansiyon, gastroduodenal ülser, lösemi, gut ve infeksiyöz olmak üzere birçok farklı hastalığın tedavisinde gerekli olan yeni ilaçların gelişmesi ile ilgilidir.

1966‘da yine kanser ile ilgili çalışmalar ödüllendirildi. Peyton Rous tümörün yol açtığı virüsleri keşfettiği için ve Charles Brenton Huggins prostat kanserinin hormonal tedavisiyle ilgili keşifleri ile ödüle layık görüldüler.

SONUÇ OLARAK

Kanserin tanı ve tedavisinin önemi küresel anlamda kabul görmekte ve desteklenmektedir. Mikro dünya olarak adlandırabileceğimiz hücreyi ve çalışma mekanizmalarını anlamaya her geçen gün daha çok yaklaşmaktayız. Bu sistemler bütünü araştırmacısını bilim dünyasının en kıymetli ödülü Nobel’e kavuşturabilmektedir. Gelin biz de acaba demeden, kendimize güvenerek bu kıymetli alanda çalışmalarımızı yaparak bilime katkı, insanlığa fayda sağlayalım.

Bilimle kalın.

KAYNAK VE İLERİ OKUMALAR
  1. Phase-specific and lifetime costs of cancer care in Ontario, Canada
  2. 2016 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü Ohsumi’ye – Lizozoma Sığan 3. Ödül
  3.  DNA detectives win Nobel Prize for cancer cure breakthrough
  4. The Nobel Prize in Chemistry 2015
  5. The Nobel Prize in Physiology or Medicine 2008
  6. The Nobel Prize in Physiology or Medicine 1990
  7. Graft versus host hastalığı (GVHH) nedir?
  8. The Nobel Prize in Physiology or Medicine 1988
  9. The Nobel Prize in Physiology or Medicine 1966

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir