Uzay Teknolojisinden İlaçlara

Yıllardır özlem ile beklediğimiz Türkiye Uzay Ajansı’nın dün (12.12.2018) itibariyle resmi gazetede yayımlanarak bizlere duyuruldu. Sosyal medyada sevinçle karşıladığımız bu haber için birkaç şey söylemeden olmaz.

Öncelikle gerçekten ne kadar geç de olsa sevindirici bir haber ve umudumuz olan gençleri bir nebze daha olsun heyecanlandıracak ve umutlandıracak bir gelişme. Ama artık sadece bununla yetinemeyiz, biz de kendimizi uzay çağına hazırlayıp, konu hakkında olabildiğince çok şey öğrenmeye bakmalıyız. Mesleğimiz ne olursa olsun, uzaya ait illa ki bir uzantısı vardır. Uzay hukuku, uzay tıbbı, uzay botaniği, astrofizik, astrokimya, astrobiyoloji… Bir terzi isek uzaya dayanıklı elbiseler yapmayı, bir müzik sanatçısı isek diğer gezegenlerin atmosferinde yayılacak dalgalara özel müzik enstrümanları yapmayı düşünmemiz lazım artık.

Tabii ki aynı durum benim kendi alanım olan tıp ve farmakoloji için de geçerli. Örneğin uzay tıbbı şu an üzerine artık biraz daha ağırlık vermemiz gereken bir alan haline geldi. En basitinden uzayda, ağırlıksız bir ortamda vücut çeşitli rahatsızlıklara sahip olur. Örneğin ayda yaklaşık %1,5 kadar bir kemik kaybı söz konusudur (1). Bu durum aynı zamanda böbrek taşlarının da artmasına neden olur. Herhangi bir ağırlık olmadığı için de kas erimeleri gözlemlenebilir. Ayrıca uzaydan geri gelen astronotlarda tansiyon problemleri görülür ki bu nedenle hemen hastaneye kaldırılırlar.

Tüm bunları ülkemizde de güzel bir şekilde yapabilmemiz için uzay tıbbına hakim olmamız gerekiyor. Bu aynı zamanda uzaya gönderilecek insanların seçiminde de çok önemlidir. 

Uzayda Üretilen İlaçlar

Bununla birlikte uzayda yapılan araştırmalar da, gelecek bilim ve teknolojimiz için çok önemli bir yerdedir. Örneğin 2015 yılında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) yapılan bir araştırmanın sonuçları, bize yeni ilaçlar üretebilmemiz için güzel bir kapı açıyor (2).

Çalışma özetle, düşük yer çekiminde (mikrogravite) protein moleküllerinin çok daha düzenli, yüksek kaliteli kristaller oluşturduklarını anlatıyor. Bu protein yapıları incelenerek ve kullanılarak alerjik hastalıklara ve diğer birçok inflamatuar hastalıklara yeni bir tedavi yaklaşımının sergilenebileceği düşünülüyor. Ayrıca bu kaliteli kristaller kullanılarak üretilen üç boyutlu görüntüleme teknikleri ile, hücrelerde bulunan yapısal proteinler daha ayrıntılı ve yüksek çözünürlüklü gözlemlenebilir ve buradan yeni ilaç hedefleri keşfedilebilir. Son olarak ilaçların uzayda, düşük yer çekiminde üretilmesi gibi bir durumda, ilaçların kararlığının da değişebileceği, belki de dış ortamlara daha dayanıklı ya da biyoyararlanımı daha yüksek ilaçlar elde edebileceğimiz düşünülebilir.

Düşük yer çekiminde protein molekülleri

Sonuç olarak, ülkemizde böyle bir gelişme yaşanmasını mutlulukla karşılıyorum. Her ne kadar birbirinden kopuk alanlar gibi görünse de, bilimin tek olduğunu ve dolayısıyla farmakolojinin de diğer bütün bilim alanlarından faydalandığını bu araştırmalarla görebiliyoruz. Umuyorum ki gelecek bizler için çok daha güzel olacak ve bilim yolunda gelişmeye devam edeceğiz.

Kaynaklar ve İleri Okuma:
  1. Uzay Tıbbı
  2. Macromolecular Crystal Growth
Osman Karakuş

Osman Karakuş

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji AD -Benim hayat amacım bir gökkuşağı çizmek. Bunu yapabilmek için kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor kalemlere ihtiyaç var. Ama benim elimde sadece siyah kalem var. Bu yüzden ben de "Gökkuşağı nasıl çizilir"i yazmaya başladım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir